Yaklaşık 40 yıldır süren terörle mücadele kapsamında devlet hazinesinden 2 trilyon dolar harcandığı yönündeki iddialar kamuoyunda geniş yankı uyandırdı. Vatandaşlar, bu devasa maliyetin toplumun refahına ve kalkınmaya ayrılması halinde bambaşka bir Türkiye tablosunun ortaya çıkabileceğini vurgularken; vatan, millet ve bayrak sevgisinin her türlü hesabın üzerinde olduğunu güçlü ifadelerle dile getirdi.
Yaklaşık 40 yıldır kararlılıkla sürdürülen terörle mücadele sürecinde devletin kasasından 2 trilyon dolar harcandığına ilişkin haberler, kamuoyunda sert tepkilere neden oldu. Söz konusu rakamın ilk kez bu ölçekte telaffuz edilmesi, toplumun geniş kesimlerinde derin bir sorgulamayı da beraberinde getirdi.
Vatandaşlar, teröre karşı verilen mücadelenin kaçınılmaz ve meşru olduğunun altını çizerken, harcanan her kuruşun fakir-fukaranın cebinden çıktığı gerçeğine dikkat çekiyor. Eğitimden sağlığa, altyapıdan sosyal politikalara kadar pek çok alanda değerlendirilebilecek bu kaynaklarla “yeni bir dünya kurulabilirdi” görüşü kamuoyunda sıkça dillendiriliyor.
Öte yandan toplumun ortak paydasında, vatanın bölünmez bütünlüğüne yönelik tehditlere karşı tavizsiz duruş yer alıyor. Vatandaşlar, Türkiye’nin birliğine ve bağımsızlığına göz diken yapıların ve onların dış destekçilerinin asla başarıya ulaşamayacağına olan inançlarını güçlü bir dille ifade ediyor.

Bu topraklarda yaşayan 85 milyon insanın başka bir vatanı olmadığı gerçeği, yapılan değerlendirmelerin merkezinde yer alıyor. Altında yatılan toprağın, yüzbinlerce şehidin kanıyla yoğrulduğu vurgulanırken; bu emaneti korumanın, vatanını ve milletini seven her Türk vatandaşının asli görevi olduğu belirtiliyor.
Konuya bu perspektiften bakıldığında, vatan, millet ve bayrak sevgisinin her türlü ekonomik hesabın üzerinde olduğu görüşü öne çıkıyor. 21. yüzyılda yaşanan savaşlar sonucunda vatanlarını kaybeden, on binlerce insanını toprağa veren ve bugün sürgün hayatı yaşayan devletlerin durumu, Türkiye için ibretlik bir tablo olarak gösteriliyor.
Ayrıca, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün barışa ve komşuluk ilişkilerine verdiği önemin, bugün de yol gösterici bir ilke olduğu hatırlatılıyor. “Yurtta sulh, cihanda sulh” anlayışının, güçlü savunma ve kararlı duruşla birlikte anlam kazandığı ifade ediliyor.
Sonuç olarak kamuoyu, terörle mücadelede ödenen ağır bedellerin unutulmaması gerektiğini, ancak geleceğe dönük olarak birlik, beraberlik ve kardeşlik temelinde daha güçlü bir Türkiye inşa edilmesinin de ortak hedef olması gerektiğini vurguluyor. Bu hedefin ise ancak milli değerler etrafında kenetlenmiş bir toplumla mümkün olacağına dikkat çekiliyor.
Haber Yorum: Umut YILMAZ




