Türk milletinin evlatları, tarihimizin her döneminde söz konusu vatan olduğunda gövdelerini siper etmiş; serdengeçti bir ruhla en ön safta yer almışlardır.
İşte bu asil ruhun temsilcilerinden biri de tıbbiyelilerdir. 14 Mart 1919’da işgale karşı gösterilen tepkinin, millete ve vatana bağlılığın, istiklalden asla taviz vermeyen iradenin sembolü olan tıbbiyeliler; Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’de iki kule arasına astıkları dev Türk bayrağıyla milli mücadelenin ateşini yakan öncülerden olmuşlardır.
Bu müstesna duruş, cephede şehadete yürüyen kahramanlardan, zor şartlar altında şifa dağıtan fedakâr hekimlere kadar uzanan büyük bir fedakârlık hikâyesidir. Tıbbiyelilerin bu tavizsiz vatan aşkı, Sivas Kongresi’nde de tarihe kazınmış ve milletimizin hafızasında silinmez bir yer edinmiştir.
Yakın dönemde de bu fedakârlığın sayısız örneğine şahit olduk. Covid-19 salgınından asrın felaketi olan deprem felaketine kadar, milletimizin nerede bir feryadı yükselse sağlık çalışanlarımızı orada gördük. Büyük bir özveriyle görev yapan sağlık çalışanları, canlarını ortaya koyarak insanımıza hizmet etmeye devam etmişlerdir.
Her türlü takdiri ve övgüyü hak eden sağlık camiası ise bugün sadece sorunlarının çözülmesini ve haklarının teslim edilmesini talep etmektedir.
Bu kapsamda;
* Ekonomik açıdan tek kalem maaş politikasına geçilmesi,
* Taban ve teşvik ödemelerinin acilen artırılması,
* Trajik düzeyde kalan nöbet ücretlerinin emeğin karşılığı olacak şekilde düzenlenmesi,
* Yapılan tüm ödemelerin emekliliğe yansıtılması
en temel taleplerimiz arasındadır.
Özlük hakları açısından ise;
* İş yükünün azaltılması,
* İstihdamın artırılması,
* Başta eş durumu olmak üzere tayin süreçlerinin kolaylaştırılması,
* Üniversite hastanesi çalışanlarına tayin hakkının verilmesi,
* Aile hekimliğinde uygulanan haksız cezaların sonlandırılması,
* Sağlıkta şiddete karşı daha ağır ve caydırıcı yaptırımlar getirilmesi,
* Yönetimde ehliyet ve liyakatin esas alınması
zorunlu ve acil düzenlemeler olarak karşımızda durmaktadır.
Sosyal haklar noktasında da;
* Her hastaneye kreş yapılması,
* Sağlık çalışanlarının dinlenme alanlarının insani ve yeterli koşullara kavuşturulması,
* Yemek ve benzeri hizmetlerin kalite ve yeterlilik açısından çalışanları memnun edecek seviyeye çıkarılması
artık bir ihtiyaç değil, zorunluluktur.
Fedakâr sağlık camiasının bu taleplerinin karşılanması; çalışanların tükenmişlik sendromundan kurtulmasının, hak ettikleri çalışma hayatına kavuşmalarının, ekonomik sıkıntılarının hafiflemesinin ve milletimize daha nitelikli sağlık hizmeti sunulmasının tek yoludur.
Bu nedenle gerekli adımların atılmasını istiyor; dün olduğu gibi bugün de mücadelemizi kararlılıkla sürdürdüğümüzü, sağlık çalışanları hak ettiklerine kavuşana kadar bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğimizi kamuoyunun bilmesini istiyoruz.
Biz Türk Sağlık-Sen olarak yapılması gerekenleri açık ve net bir şekilde ifade ediyor, bunun için mücadele ediyoruz. Dün olduğu gibi bugün de hak aramanın, çalışanın yanında olmanın tek ve güvenilir adresiyiz.
Temennimiz; sorunlar yumağı içinde geçen son Tıp Bayramı’nı yaşamamız, sağlık camiasının sorunlarına kalıcı çözümler üretilmesi ve gerekli adımların bir an önce atılmasıdır.
Bu duygu ve düşüncelerle, insan hayatını her şeyin üzerinde tutarak fedakârca görev yapan tüm sağlık camiamızın 14 Mart Tıp Bayramı’nı kutluyoruz.
Türk Sağlık Sen İl Başkanı
Sait ÇOLAK





