Bugün Türkiye’de sporcu yetiştirmek de spor eğitmeni olmak da ne yazık ki yetenek değilde, cüzdan kabarık olması gerek.
Sistem artık tamamen liyakati bitirdi. Bugün bir UEFA A lisansı alabilmek için bilgiden ziyade, milyonlar gerekiyor.
Düzen tıpkı müteahhitlik gibi işliyor: Paran varsa en büyük müteahhitsin, paran varsa en büyük hocasın!
Spor okulları ateş pahası, lisans çıkartmak bile parayla… Yeteneğin mi var? Geçiniz. Paran varsa Profesyonelsin, yoksa mahalle arasındaki halı sahada ömrünü tüketmeye mahkumsun.
Çark öyle bir kurulmuş ki, tek dert günü kurtarıp parayı cebe indirmek.
“AHLAKLI VE İYİ SPORCU YETİŞSİN” kimsenin umurunda değil.
Fabrika bozuk, üretim durmuş!
Peki, çarkı nasıl döndürüyoruz?
HAZIRCILIKLA, TEMBELLİKLE, VİZYONSUZLUKLA…
Altyapıdan çocuk yetiştirmeye üşenen zihniyet, iş milli takıma gelince çareyi dışarıda arıyor.
Geldiğimiz noktada, milli formayı giyen sporcumuzla iletişim kurmak için TERCÜMANA ihtiyaç duyuyoruz!
Kendi dilini bilmeyen, bu toprakların acısıyla, neşesiyle büyümemiş hazır formüllerle günü kurtarıyoruz.
Kulüplerimiz daha mı farklı?
Avrupalı kulüpler Afrika’nın, Güney Amerika’nın sokaklarındaki gerçek yetenekleri yok pahasına keşfedip parlatırken, bizimkiler kahvesini yudumlayıp izliyor.
Sonra o sporcular yaşlandığında milyarlar döküp “YILDIZ TRANSFER” diye bu millete kakalıyoruz.
Çünkü paramız çok ama vizyonumuz, emeğe saygımız yok!
Türk futbolu; vizyonsuz FEDERASYON BAŞKANLARI ve sadece cüzdanı kabarık olduğu için kulüp yönetimlerinde koltuk işgal eden ÇAPSIZ figürlerin elinde kaldığı sürece, bir arpa boyu yol kat edemez.
Şimdi Gençlik ve Spor Bakanlığı’na, Federasyonlara ve Kulüp Başkanlarına soruyorum:
Bu ülkenin öz evlatlarına ne zaman inanacaksınız?
Spor sahalarını Ticarethaneye çevirmekten ne zaman vazgeçeceksiniz?
Parası olmadığı için akademi kapılarından çevrilen o gecekondudaki çocukların vebalini nasıl ödeyeceksiniz?
Aynaya baktığımızda gördüğümüz şey; parayı verenin düdüğü çaldığı, ithal başarılarla göz boyanan bir enkazdır.
Yetkililer!
Poponuzu o konforlu koltuklarınızdan kaldırın. Bu gidişata bugün “DUR” demezseniz, yarın ne İstiklal Marşımızı okuyacak bir sporcu bulabileceksiniz ne de o BAYRAĞI gururla dalgalandıracak bir ruh!
Paranın satın alamayacağı tek şey olan adanmışlığı ve gerçek yeteneği kendi ellerinizle katlediyorsunuz. Farkına varın, çünkü yarın çok geç olacak!
Kalın sağlıcakla,
Selahattin çelik












