Türk basınına yarım asır boyunca ilkeli, tarafsız ve özgür kalemiyle hizmet eden usta gazeteci Rüstem Yılmaz, meslekte 50. yılını geride bıraktıktan sonra ardında meslek onuru, güçlü dostluklar ve vefa dolu yazılar bıraktı. 5 Temmuz 2022’de hayata veda eden Yılmaz’ın son yazısı, 60 yıl sonra gelen anlamlı bir buluşmanın ve derin bir dostluğun hikâyesi oldu.

Türk Basınında Yarım Asırlık Onurlu Bir Yolculuk
Usta kalem Rüstem Yılmaz için 28 Şubat 2018, yalnızca bir tarih değil; meslekte tam 50 yılın gururla geride bırakıldığı çok özel ve anlamlı bir dönüm noktasıydı. Gazeteciliğe olan tutkusu, Zonguldak’ta yayınlanan ve 1952 doğumlu günlük Şafak Gazetesi sayfalarında başladı. Genç yaşlarda adım attığı yazılı basın dünyasında kısa sürede dikkat çeken Yılmaz, meslek hayatını 1986 yılında yerleştiği Yalova’da sürdürdü.
Yalova’da, merhum Hikmet Yurdagül’ün kurucusu ve sahibi olduğu Haberci Gazetesi bünyesinde tam 18 yıl boyunca görev yapan Rüstem Yılmaz, burada hem mesleki birikimini hem de gazetecilikteki ilkeli duruşunu daha da pekiştirdi. 2007 yılında ise kendi yayıncılık anlayışını yansıttığı, haftalık olarak yayımlanan BAŞAK Gazetesi’ni kurarak okurlarıyla buluşturdu.
İlkelere Bağlı, Tarafsız ve Özgür Bir Kalem
Rüstem Yılmaz, 50 yıllık gazetecilik serüveni boyunca ilkeli gazetecilikten asla ödün vermedi. Kalemini özgürce kullandı, tarafsızlığı her zaman ön planda tuttu ve doğru analiz ile objektif değerlendirmeleri temel ilke edindi. Hiçbir dönemde kalemine gölge düşürülmesine izin vermeyen Yılmaz, meslektaşları ve okurları tarafından saygıyla anılan bir isim oldu.
Sessiz Bir Veda, Derin Bir İz
Usta gazeteci, 05 Temmuz 2022 tarihinde sessiz sedasız bu dünyaya veda etti. Ardında yüzlerce yazı, sayısız anı ve basın tarihine kazınmış bir meslek onuru bıraktı. Ancak onu tanıyanlar için en anlamlı miraslardan biri, son kaleme aldığı yazı oldu.
Son Yazı: 60 Yıl Sonra Gelen Mutlu Buluşma
Rüstem Yılmaz’ın son yazısı, çocukluk, gençlik ve okul yıllarına uzanan bir vefa hikâyesini taşıyordu. Zonguldak’ın köklü eğitim kurumlarından Zonguldak Ticaret Lisesi’nde geçen yılları anlatan Yılmaz, bu okulun 1950–1965 yılları arasında verdiği kaliteli eğitimi ve hayata kazandırdığı nitelikli bireyleri detaylarıyla aktardı.
O yıllarda Ticaret Lisesi’nden mezun olmanın hiç de kolay olmadığını vurgulayan Yılmaz, öğrencilerin mezuniyet için 18 dersten yeniden sınava tabi tutulduğunu, başarısızlık halinde bir yılın kaybedilebildiğini anlattı. Akademik disiplinin yanı sıra müzik, resim ve beden eğitimi gibi derslerin bile öğrencilerin kaderini belirlediği bu dönem, onun anlatımıyla adeta bir eğitim manifestosuna dönüştü.
Okul Arkadaşlığı ve Kardeşlik Bağları
Yılmaz’a göre, ortaokuldan lise sona kadar aynı sıraları paylaşan arkadaşlıklar, zamanla kardeşliğe dönüşüyordu. Aradan geçen uzun yıllara rağmen bu bağların kopmadığını, sadece sessizliğe büründüğünü ifade etti. Nitekim bu sessizlik, yaklaşık 60 yıl sonra gelen bir telefonla bozuldu.
Telefonun ucundaki ses, lise yıllarından sınıf arkadaşı Osman Nuri Ersoy’a aitti. Bu beklenmedik görüşme, yılların hasretini, anılarını ve duygularını yeniden canlandırdı. Ersoy’un, aralarında Gülsan, Müşerref, Ali, Neriman, Öget, Ayşe, Suna ve Şevket Keskin’in de bulunduğu birçok eski arkadaşla yeniden irtibat kurması, Rüstem Yılmaz için tarifsiz bir mutluluk kaynağı oldu. Zonguldak’ta yaşayan ve benimde irtibatta olduğum değerli arkadaşlarım Yaşar Kumpas, Nurettin Bektaş ve Ahmet Saka ile de görüştüğünü belirten Osman Nuri Ersoy kardeşime bu değerli bilgileri için bir kez daha teşekkür ediyorum.
Osman Nuri Ersoy’un Vefat Sonrası Yazdığı Satırlar Yürek Burktu
Rüstem Yılmaz, gazeteciliği sadece bir meslek değil, bir yaşam biçimi olarak gören isimlerden biriydi. Kalemiyle topluma ayna tuttu, satır aralarında insanı ve insani değerleri merkeze aldı. Bugün onun adı, Türk basınında ilkeli duruşun, tarafsız haberciliğin ve vefanın simgelerinden biri olarak anılmaya devam ediyor.
Usta kalemi saygı, rahmet ve özlemle anıyoruz.
Usta kalemin bu yazısı, okuyan herkese bir kez daha şu gerçeği hatırlattı: Bazı dostluklar zamana yenilmez, sadece sessizliğe gömülür; doğru anda yeniden filizlenir.
Haber: Umut Yılmaz





