ANKARA – Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin yeni yasama yılına başlaması öncesinde jeotermal enerji sektöründen kapsamlı mevzuat ve teşvik çağrısı geldi. Jeotermal Enerji Derneği (JED), Türkiye’nin jeotermal enerji alanındaki potansiyelinin daha etkin kullanılabilmesi için bütüncül bir Jeotermal Kanunu, hızlandırılmış izin süreçleri, arama ve sondaj yatırımlarına yönelik yeni destek mekanizmaları ve YEKDEM kapsamındaki işletmeye giriş süresinin 2040 yılına kadar uzatılmasını talep etti.
JED Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kındap, sektörün Türkiye’nin 2035 enerji hedefleri doğrultusunda belirlenen 4 bin 500 megavat (MW) jeotermal kurulu güç hedefine ulaşmaya hazır olduğunu belirterek, yatırım ortamının daha öngörülebilir hale getirilmesi gerektiğini söyledi.
JEOTERMALDE ÖNCELİKLİ GÜNDEM: 2040
Sektörün TBMM’den beklediği düzenlemelerin başında, Yenilenebilir Enerji Kaynakları Destekleme Mekanizması (YEKDEM) kapsamındaki jeotermal santraller için işletmeye giriş tarihinin 31 Aralık 2030’dan 2040 yılına uzatılması geliyor.
JED Başkanı Ali Kındap, yatırımcıların uzun vadeli planlama yapabilmesi açısından destek mekanizmalarında öngörülebilirliğin önem taşıdığını ifade etti. Dernek ayrıca güneş enerjisi ile hibrit jeotermal santrallerin geliştirilmesi ve jeotermal kaynakların elektrik üretiminin yanı sıra farklı alanlarda değerlendirilmesine yönelik düzenlemeler yapılmasını istiyor.
RUHSAT VE İZİNLER TEK MERKEZDEN KOORDİNE EDİLSİN
JED’in önerileri arasında jeotermal yatırımlarının ruhsatlandırma, izin, denetim, imar ve taşınmaz temini süreçlerinin daha etkin biçimde koordine edilmesi de bulunuyor.
Dernek, farklı merkezi ve yerel kurumlarda uygulanan süreçlerin yatırım takvimlerini uzatabildiğini ve maliyetleri artırabildiğini savunuyor. Bu nedenle ruhsat, sicil, denetim, veri yönetimi ve kaynak koruma gibi işlemleri koordine edecek uzmanlaşmış bir idari yapının oluşturulması talep ediliyor.
JED Başkanı Kındap, sektörün taleplerini Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Alparslan Bayraktar, Bakan Yardımcısı Abdullah Tancan ve ilgili Bakanlık bürokrasisiyle paylaştıklarını açıkladı.
“4 BİN 500 MW HEDEFİNİ BAŞARMAYA HAZIRIZ”
Türkiye’nin jeotermal enerji kurulu gücünün yaklaşık 1.800 MW seviyesinde bulunduğunu belirten Kındap, 2035 hedefi kapsamında bunun 4.500 MW seviyesine çıkarılmasının öngörüldüğünü hatırlattı.
Kındap, Türk jeotermal sektörünün yatırım, finansman ve insan kaynağı bakımından bu hedefe yönelik çalışmaları gerçekleştirebilecek kapasiteye sahip olduğunu ifade etti.
Sektör temsilcilerine göre jeotermal enerji yalnızca elektrik üretiminde değil; konut ısıtması, seracılık, tarımsal üretim, kurutma, termal turizm ve stratejik mineral üretimi gibi alanlarda da değerlendirilebilecek çok yönlü bir kaynak niteliği taşıyor.
BÜTÜNCÜL JEOTERMAL KANUNU TALEBİ
JED, mevcut mevzuatın sektörün gelişen ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde yeniden ele alınmasını istiyor.
Derneğin çağrısında; arama faaliyetlerinden sondaja, üretimden reenjeksiyona, çevresel izlemeden denetime kadar tüm süreçlerin ortak standartlar çerçevesinde yürütülmesini sağlayacak kapsamlı bir Jeotermal Kanunu hazırlanması öne çıkıyor.
Kındap, jeotermalin enerji arz güvenliği, tarımsal üretim, bölgesel kalkınma ve Türkiye’nin net sıfır hedefleri açısından taşıdığı değerin yalnızca elektrik üretim kapasitesiyle değerlendirilmemesi gerektiğini belirtiyor.
ARAMA VE SONDAJA RİSK PAYLAŞIMI ÖNERİSİ
Jeotermal sektörünün diğer önemli talebi ise özellikle arama ve sondaj yatırımlarındaki finansal risklerin azaltılması.
JED; petrol ve doğal gaz sektörlerinde uygulanan benzer mekanizmalardan hareketle jeotermal arama ve sondaj faaliyetlerine yönelik risk paylaşımı ve sigorta modellerinin geliştirilmesini öneriyor.
Bunun yanında kamu destekli bir “Jeotermal Arama Risk Fonu” oluşturulması, arama ve sondaj yatırımlarında belirli vergi ve harç istisnalarının uygulanması da sektörün önerileri arasında yer alıyor.
“SÜPER İZİN” MODELİ JEOTERMALE DE UYGULANSIN
JED ayrıca rüzgâr ve güneş yatırımlarında izin süreçlerini hızlandırmaya yönelik düzenlemelere benzer kolaylaştırıcı mekanizmaların jeotermal enerji yatırımlarını da kapsamasını talep ediyor.
Dernek, lisanslı jeotermal santrallerde üretim ve reenjeksiyon kuyuları ile akışkan iletim hatlarına ilişkin taşınmaz temini süreçlerinin de daha merkezi ve koordineli bir yapıyla yürütülmesini öneriyor.
EGS VE STRATEJİK MİNERALLER İÇİN YENİ MEVZUAT
Sektörün gündemindeki bir diğer başlık ise yeni nesil jeotermal teknolojiler.
JED, Geliştirilmiş Jeotermal Sistemler (EGS) ve “kızgın kuru kayaç” teknolojileri için özel bir mevzuat ve teşvik altyapısı oluşturulmasını istiyor.
Ayrıca jeotermal akışkan içerisinde bulunan lityum, bor, potasyum ve ekonomik değere sahip diğer elementlerin geri kazanılması konusunda yasal belirsizliklerin giderilmesi talep ediliyor.
Bu yatırımların stratejik, kritik mineral veya yüksek teknoloji yatırımı kapsamında desteklenmesi öneriliyor.
“KAYNAĞIN BULUNDUĞU BÖLGE DE DEĞERDEN PAY ALMALI”
JED Başkanı Ali Kındap’ın dikkat çektiği başlıklardan biri de jeotermal kaynakların bulunduğu bölgelerin ekonomik ve sosyal olarak desteklenmesi.
Dernek, jeotermal faaliyetlerden tahsil edilen devlet payının belirli bir bölümünün kaynağın bulunduğu bölgelerde altyapı, çevresel iyileştirme, kırsal kalkınma, mesleki eğitim ve sosyal destek projelerinde kullanılmasını öneriyor.
Kındap, vatandaşların yaşadıkları coğrafyada üretilen ekonomik değeri doğrudan hissedebilmesinin jeotermal yatırımların toplumsal kabulünü güçlendirebileceğini belirtiyor.
Ayrıca teknik ve rezerv kapasitesinin uygun olduğu bölgelerde konut ısıtması, seracılık ve tarımsal üretim gibi yerel kullanımlar için kaynak ayrılması öneriliyor.
JEOTERMAL SEKTÖRÜNÜN TBMM’DEN BEKLEDİĞİ BAŞLICA DÜZENLEMELER
- Jeotermal ruhsat, izin, denetim ve veri süreçlerini koordine edecek uzmanlaşmış bir yapı oluşturulması,
- Bütüncül bir Jeotermal Kanunu hazırlanması,
- YEKDEM kapsamındaki işletmeye giriş tarihinin 2040’a uzatılması,
- Arama ve sondaj yatırımlarına risk paylaşımı ve sigorta desteği sağlanması,
- Jeotermal yatırımlarının hızlandırılmış izin mekanizmalarına dahil edilmesi,
- Jeotermal Arama Risk Fonu kurulması,
- Sondaj ve yüksek sıcaklık ekipmanlarında yerli üretimin desteklenmesi,
- Reenjeksiyon yatırımlarının stratejik çevre yatırımı olarak değerlendirilmesi,
- Jeotermal akışkandan lityum, bor ve benzeri stratejik elementlerin geri kazanılmasına yönelik mevzuat oluşturulması,
- EGS ve kızgın kuru kayaç teknolojileri için özel teşvik mekanizmaları geliştirilmesi,
- Hibrit jeotermal yatırımlarının önündeki mevzuat kaynaklı kısıtların gözden geçirilmesi,
- Jeotermal kaynaklardan elde edilen devlet payının belirli bölümünün yerel kalkınma projelerine aktarılması.
SEKTÖRÜN BEKLENTİSİ: YENİ YASAMA DÖNEMİNDE KAPSAMLI DÜZENLEME
Jeotermal Enerji Derneği, yeni yasama döneminde sektörün uzun süredir gündeme getirdiği taleplerin TBMM tarafından değerlendirilmesini bekliyor.
JED Başkanı Ali Kındap, jeotermal sektörünün yaklaşık yarım asırlık deneyiminin Türkiye’nin enerji güvenliği, tarımsal üretimi, bölgesel kalkınması ve iklim hedefleriyle bütünleştirilmesi gerektiğini belirterek, yatırımcı, kamu ve bölge halkının beklentilerini aynı zeminde buluşturacak yeni bir hukuki çerçeve oluşturulması çağrısını yineledi.
Haber: Yalova Başak Gazetesi


















