Şükran Üst’ün 2008-2026 yılları arasında kadın cinayetlerinde hayatını kaybeden kadınların portrelerinden oluşan “Yüzleşme” sergisi, 31 Ağustos’ta Yalova’da açılıyor. Yaklaşık 5 bin 800 kadın portresine ulaşan çalışma, yalnızca bir sanat sergisi olmanın ötesinde toplumsal hafıza, kolektif travma ve şiddet kültürü üzerine güçlü bir yüzleşme çağrısı taşıyor.
Bazı resimler yalnızca görülmek için yapılmaz. Bazı resimler, izleyicinin kendisine bakmasını ister.
Şükran Üst’ün “Yüzleşme” adlı resim sergisi de tam olarak böyle bir çağrının karşılığını oluşturuyor. Kadın cinayetlerinde hayatını kaybeden kadınların portrelerinden meydana gelen çalışma, kaybedilen hayatları yalnızca birer istatistik olmaktan çıkararak toplumsal hafızanın görünür bir parçası haline getiriyor.
2008 yılından bu yana sürdürülen ve 2026 yılı itibarıyla yaklaşık 5 bin 800 kadın portresine ulaşan “Yüzleşme” projesi, 31 Ağustos 2026 Pazartesi günü Yalova’da sanatseverlerle buluşacak.
Serginin açılışı, Yalova Narsisizme Karşı Dayanışma Derneği ev sahipliğinde saat 13.00’te gerçekleştirilecek.
Yalova’da sanat yoluyla güçlü bir yüzleşme
Kadın cinayetleri çoğu zaman yalnızca adli vakalar üzerinden ele alınıyor. Ancak “Yüzleşme” sergisi, meselenin çok daha geniş bir toplumsal zemine sahip olduğuna dikkat çekiyor.
Bir kadının yaşamını yitirmesi, yalnızca bir ailenin ya da yakın çevrenin yaşadığı kayıp olarak değerlendirilemez. Her cinayet, toplumun kadınlara, erkeklere, aileye, güç ilişkilerine, özgürlüğe ve yaşam hakkına ilişkin anlayışlarını da yeniden sorgulamayı gerektiriyor.
Toplumsal cinsiyet kabulleri, çocuk yetiştirme biçimleri, aile içindeki güç ilişkileri, eğitim sistemi, hukuk kültürü ve şiddetin normalleştirilmesi gibi pek çok unsur, şiddetin ortaya çıkmasında veya engellenmesinde belirleyici olabiliyor.
Bu nedenle “Yüzleşme”, ziyaretçiyi yalnızca portrelere bakmaya değil, “Biz bu noktaya nasıl geldik?” sorusunu sormaya davet ediyor.
Her portre bir hayat, her yüz bir hafıza
Sergide yer alan portreler, kaybedilen kadınların yalnızca isimlerden ve haber başlıklarından ibaret olmadığını hatırlatıyor.
Her portre, bir zamanlar yaşayan, hayalleri, ailesi, arkadaşları, beklentileri ve geleceğe dair planları olan bir insanı temsil ediyor.
Bu yönüyle serginin en güçlü mesajlarından biri toplumsal hafızaya ilişkin.
Çünkü unutmak, yaşananları ortadan kaldırmıyor.
Aksine, unutulan her hikâye zaman içerisinde görünmez hale geliyor.
“Yüzleşme” ise bu görünmezliğe karşı sanatın diliyle direniyor.
Unutmak ikinci kez kaybetmekse, hatırlamak yaşamı savunmak anlamına geliyor.
Kolektif travma: Acı yalnızca bireysel değildir
Bir toplumda benzer nitelikteki kayıplar tekrar tekrar yaşandığında, ortaya yalnızca birbirinden bağımsız bireysel travmalar çıkmıyor. Bu kayıplar toplumun ortak hafızasında birikerek kolektif travmaya dönüşebiliyor.
Kadın cinayetleri de bu açıdan değerlendirildiğinde, her olayın toplumun tamamında bıraktığı iz daha iyi anlaşılabiliyor.
Bir annenin, kızının, eşin, kardeşin veya arkadaşın kaybı doğrudan yakın çevresini etkilerken, kamuoyuna yansıyan her cinayet aynı zamanda diğer kadınların güvenlik algısını, ailelerin kaygılarını ve toplumun geleceğe ilişkin beklentilerini de etkiliyor.
Kolektif travmanın aşılması ise yalnızca zamanın geçmesine bağlı değil.
Toplumun yaşananlarla ne yaptığı, nasıl hatırladığı ve hangi dersleri çıkardığı büyük önem taşıyor.
Bu nedenle “Yüzleşme” sergisi, travmayı görünür kılan bir sanat çalışması olmanın yanında, toplumsal hafızanın canlı tutulmasına yönelik bir çağrı niteliği taşıyor.
Toplumsal hafıza geleceği de şekillendiriyor
Toplumsal hafıza yalnızca geçmişi hatırlamak anlamına gelmiyor.
Geçmişte yaşananların bugün nasıl yorumlandığı, hangi olayların hatırlandığı ve hangilerinin unutulduğu, gelecekte nasıl bir toplum kurulacağını da etkiliyor.
Bu nedenle sergideki binlerce portre, geçmişte yaşanan olayların bir arşivi olmanın ötesinde anlam taşıyor.
Her yüz, topluma aynı soruyu yöneltiyor:
Bir daha yaşanmaması için ne yapıyoruz?
Bu soru, serginin en önemli düşünsel eksenlerinden birini oluşturuyor.
Çünkü hatırlamak tek başına yeterli değil.
Hatırlamanın davranışa, eğitime, hukuka, sosyal politikalara ve günlük yaşam kültürüne dönüşmesi gerekiyor.
“Yüzleşme” ve narsisizm kültürü
Serginin dikkat çektiği bir diğer kavram ise narsisizm kültürü.
Narsisizm yalnızca bireysel psikoloji çerçevesinde değerlendirilebilecek bir kavram değil. İnsan ilişkilerinde karşısındaki kişiyi bağımsız bir özne olarak görmek yerine onu kontrol edilecek, sahip olunacak veya kişinin kendi ihtiyaçlarını karşılayacak bir nesne olarak değerlendiren anlayış, toplumsal ilişkilerde de ciddi sorunlara yol açabiliyor.
Özellikle kadın-erkek ilişkilerinde sevgi ile sahip olmanın, yakınlık ile kontrolün birbirine karıştırılması, şiddet kültürünün oluşmasına zemin hazırlayabiliyor.
Kadını bir birey olarak görmek yerine “benim”, “namusum”, “eşim” veya “mülkiyetim” gibi tanımlarla değerlendiren zihniyet, bireyin özgür iradesini ve yaşam hakkını ikinci plana itiyor.
Oysa temel ilke son derece açık:
Hiç kimse başka bir insanın sahibi değildir.
Bir insanın hayatı, özgürlüğü ve bedeni kendi iradesi dışında kontrol edilemez.
Şiddetle mücadele şiddet ortaya çıkmadan başlamalı
Kadın cinayetleri yaşandıktan sonra alınacak hukuki ve güvenlik tedbirleri elbette büyük önem taşıyor.
Ancak “Yüzleşme”nin işaret ettiği temel meselelerden biri de mücadelenin yalnızca cinayet gerçekleştikten sonra başlamaması gerektiği.
Şiddetin ortaya çıkmasına neden olan kültürel kodların, yanlış kabullerin ve güç ilişkilerinin çocukluk döneminden itibaren ele alınması gerekiyor.
Çocuklara insan haklarını, eşitliği, sınırları, rızayı, empatiyi ve karşılıklı saygıyı öğretmek; sağlıklı ilişkilerin temelini oluşturuyor.
Bu açıdan bakıldığında şiddetle mücadele yalnızca güvenlik birimlerinin, hukukçuların veya sosyal hizmet uzmanlarının görevi değil.
Ailelerin, eğitimcilerin, medyanın, sanatçıların, sivil toplum kuruluşlarının ve toplumun tamamının sorumluluğu bulunuyor.
5 bin 800 portreden oluşan yaşayan bir çalışma
Şükran Üst’ün “Yüzleşme” çalışmasını diğer sergilerden ayıran en dikkat çekici unsurlardan biri, projenin statik bir çalışma olarak kalmaması.
2008-2026 yılları arasında kadın cinayetlerinde hayatını kaybeden kadınlar için portreler üreten Üst, yeni kayıplar yaşandıkça çalışmaya yeni portreler eklemeye devam ediyor.
Bu nedenle sergi, tamamlanmış bir sanat eseri olmaktan çok yaşamaya devam eden bir toplumsal hafıza projesi niteliği taşıyor.
Bugün binlerce portreyi kapsayan çalışma, yeni kayıplarla birlikte büyümeye devam ediyor.
Her yeni portre, toplumun önüne yeni bir yüz koyuyor.
Her yeni yüz ise unutulmaması gereken yeni bir hayatı temsil ediyor.
“Ölenler adına yaşayan bir sergi”
“Yüzleşme”nin temel mesajı, serginin adına da yansıyor.
Yüzleşmek kolay değil.
İnsan bazen başkasının acısına bakarken kendi sorumluluklarını, kendi kabullerini ve kendi sessizliklerini de görmek zorunda kalıyor.
Bu nedenle sergideki portreler yalnızca kaybedilen kadınlara bakmamızı sağlamıyor.
Aynı zamanda kendimize bakmamızı istiyor.
Toplum olarak hangi davranışları normalleştirdiğimizi, hangi sözleri görmezden geldiğimizi, hangi şiddet biçimlerini küçümsediğimizi ve hangi durumlarda sessiz kaldığımızı sorgulatıyor.
Bu yönüyle “Yüzleşme”, ölenler adına yaşayan bir sergi olarak tanımlanıyor.
Medeniyetin ölçüsü: Güçsüz ne kadar güvende?
Bir toplumun gelişmişliği yalnızca ekonomik göstergelerle, teknolojik kapasiteyle veya fiziksel yatırımlarla ölçülemiyor.
Bir toplumun gerçek gelişmişliği, en kırılgan üyelerini ne kadar koruyabildiğiyle de ölçülüyor.
Kadınlar…
Çocuklar…
Yaşlılar…
Engelliler…
Şiddet karşısında sesi duyulmayan, kendisini ifade etmekte zorlanan veya desteğe ihtiyaç duyan herkes…
Medeniyet, güçlünün ne kadar güçlü olduğu değil; güçsüzün ne kadar güvende olduğudur.
Bu nedenle kadın cinayetleriyle mücadele, yalnızca kadınların meselesi olarak görülemez.
Bu mesele, insan yaşamının değerine ilişkin ortak bir toplumsal sorumluluktur.
Yalova’da 31 Ağustos’ta açılıyor
Şükran Üst’ün “Yüzleşme” Resim Sergisi, 31 Ağustos 2026 Pazartesi günü saat 13.00’te Yalova’da açılacak.
Serginin açılışı şu adreste gerçekleştirilecek:
Yalova Narsisizme Karşı Dayanışma Derneği
Rüstempaşa Mahallesi, Kısa Sokak No: 6/B
Yalova / Merkez
Etkinlik, sanatın toplumsal meselelerle buluştuğu önemli bir buluşma olarak öne çıkıyor.
Yüzleşmek, unutmamak ve değiştirmek
“Yüzleşme” sergisinin taşıdığı mesaj, yalnızca 31 Ağustos günü sergi salonunda kalmayacak kadar güçlü.
Çünkü sergi, geçmişte yaşanan kayıpları hatırlatırken bugünün sorumluluklarını da gündeme getiriyor.
Hatırlamak geçmişe bakmaktır.
Yüzleşmek bugünü sorgulamaktır.
Değiştirmek ise geleceği kurmaktır.
Binlerce kadın portresinin bir araya gelmesi, aynı zamanda toplumun önüne konulan büyük bir aynaya dönüşüyor.
O aynada yalnızca kaybedilen kadınların yüzleri değil, toplumun kendi yüzü de görülüyor.
Bu nedenle “Yüzleşme” yalnızca geçmişe ait değil.
Bugüne ait.
Yarına ait.
Ve hepimize ait.
Unutmadık.
Unutmayacağız.
Yüzleşmeye devam edeceğiz.
İmGazete – EKF Media ise etkinliğin iletişim ve medya paydaşı olarak yer alıyor.


















