Eğer bir insanın içinde gerçekten sevgi kırıntısı varsa, istese de dilinden zehir akmaz, tavrından nefret taşmaz. Bilir ki öfkeyle kurduğu her cümle, nefretle attığı her adım öncelikle kendi karakterine, kendi hamuruna hakarettir.
Özgüven sahibi olmak başka şeydir, özgüveni kibirle karıştırmak başka.
Gerçek özgüven sahibi olan bir adamı ne ticarette, ne siyasette, ne de dost meclisinde yanar döner göremezsiniz. Rüzgara göre yön değiştirmez, güce göre eğilip bükülmez. Dün tükürdüğünü bugün yalamaz. Sözü senettir, duruşu ilkeseldir.
Çünkü özsaygısı vardır.
Özsaygısı olan insanı korkuları veya cüzdanındaki çıkarları yönetemez. Onu ancak erdemleri ve davası yönetir. Üç kuruşluk menfaat için eğilmez, birilerinin gözüne girmek için takla atmaz, koltuk veya güç için ruhunu pazara çıkarmaz.
İşte bütün mesele o ince çizgide, yani “HADDİNİ BİLMEKTE” saklıdır.
Had demek; sınır demektir, ölçü demektir.
Ölçüsü kaçanın çömleği çabuk kırılır, sınırı bilmeyenin cebi de deliktir, ömrü de bereketsizdir.
Eğer insan kendi nefsinin yularını elinde tutamıyorsa; affedersiniz ama kendi aklının soytarısı, kendi hırslarının oyuncağı olmaktan öteye gidemez.
Bugün etrafımıza bir bakalım; insan olmadan makam sahibi olanlar, insan olmadan zengin olanlar, insan olmadan köşe başlarını tutanlar… İnsanlığın olmadığı yerde, taşıdığınız tüm unvanlar sadece birer maskedir, sırtınızdaki posttan ibarettir.
Ve acı olan şudur ki: Sırtındaki posta itibar devşirmek isteyenler, gün gelir en yakın dostuna yamuk yapmaktan, yol arkadaşını satmaktan çekinmezler. Kendine dost olmayanın, kendi vicdanına ihanet edenin, başkasına sadık kalmasını beklemek zaten saflıktır.
Bizim kitabımızda vefa esastır, ilkeli duruş namustur.
Selahattin Çelik der ki:
MEVZU MAKAM, MEVKİ, PARA VEYA GÜÇ DEVŞİRMEK DEĞİL; mevzu her ne pahasına olursa olsun ADALET çizgisinden sapmamaktır.
Söz konusu adaletsizlik ve haksızlıksa, babamın oğlu olsa gözünün yaşına bakmam. Çizgimiz de bellidir, duruşumuz da.
Kalın sağlıcakla..
@selahattin_celik1967
Selahattin çelik


















